Roma

 

‘Bir adamla dağ karşılaştığı zaman muhteşem bir şey tamamlanmıştır.’ William Blake

ROMA GEZİ REHBERİ;

Ulaşım: Türkiye’den Roma’ya bildiğiniz üzere; Pegasus Airlines, Türk Hava Yolları ve Alitalia firması ile uygun fiyatlı aktarmasız uçuş sağlayabilirsiniz, biletler yaz döneminde 200-250 TL, kış döneminde ise 150-200 TL arasında oluyor. Eğer herhangi bir Avrupa şehrinden Roma’ya direkt havayolu ile gidecekseniz low cost havayolu firmalarının uygun fiyatları uçuşları oluyor, arama motorlarından takip edebilirsiniz. Venedik’ten Roma’ya geçmek için tren kullanmak isterseniz; Frecci firmasına ait trenler ile 3 saat 45 dakikada aktarmasız olarak yaklaşık 40 Euro’ya, Intercity firmasına ait trenler ile 6 saat 45 dakikada yaklaşık 30 Euro’ya ve Milano’dan ise yine Frecci firmasına ait trenler ile 3 saat sürede 40-50 Euro arasına ulaşım sağlayabilirsiniz. Aynı şekilde; Floransa’dan Frecci firmasına ait trenler ile 1 saat 30 dakikada 30-35 Euro arasına, Intercity firmasına ait trenler ile 2 saat 30 dakikada 15-20 Euro arasına ve Regional trenler ile 3 saat 30 dakikada 20 Euro karşılığında seyahat edebilir, biletleri otomatik makinelerden alabilirsiniz. Roma’ya Venedik ya da Milano’dan otobüs ile gitmek isterseniz bilet almanız gereken otobüs firması Megabus, bu firmadan kampanya tarihlerine göre 1 Euro’ya bile bilet alabilirsiniz ve senenin her döneminde trenden daha ucuza bilet satıyorlar. Diğer Avrupa ülkelerinin şehirlerinden de Roma’ya tren ve otobüs ile ulaşım sağlayabileceğinizi unutmayın. Bunların haricinde hemen hemen her gün; Floransa-Roma, Milano-Roma ya da Venedik-Roma arasında Blablacar aracılığı ile arabasına yol arkadaşı arayan birilerini bulabilirsiniz, aklınızda bulunsun. Roma’ya İstanbul’dan havayolu ile gelmişseniz ineceğiniz havaalanı, şehir merkezine 30 km uzaklıkta olan Leonardo Da Vinci ya da diğer adıyla Fiumicino Havaalanı. Buradan şehir merkezine ulaşım sağlamak için 6 farklı seçeneğiniz var, bunlardan ilki ve en çok tercih edileni; havaalanının hemen altından, makinelerden ya da gişelerden alacağınız 14 Euro’luk bilet ile bineceğiniz ve 30 dakikada ana tren garı olan Termini’ye ulaşacağınız Leonardo Express trenleri. 2- Terminal 3’de bulunan 5 numaralı duraktan, online alırsanız 4 Euro sürücüden alırsanız 6 Euro olan biletler ile bineceğiniz ve 40 dakikada Termini’de olacağınız Terravision Otobüsü. 3- Terminal 3’den kalkan ve bilet ücreti 6 Euro olan, 1 saat 25 dakikada Termini’ye ve 1 saatte Vatikan’a ulaşacağınız Sit-bus Shuttle otobüsleri. 4- Havaalanının hemen altında bulunan makinelerden ya da gişeden alacağınız 8 Euro’luk bilet ile bineceğiniz, ortalama 30-50 dakika arasında Trastevere, Ostiense, Tuscolana ve Tiburtina İstasyonları’nda olan ancak Termini’de durmayan FR1 trenleri. 5- Terminal 2’de bulunan Regoional Bus Stop levhasının olduğu alandan kalkan, biletini gişeden ya da sürücüden alabileceğiniz, Piazza dei Cinquecento-Tiburtina tren istasyonu-Metro A hattı Cornelia durağı ve Metro B hattı EUR Magliana durağına ulaşabileceğiniz Cotral Otobüsleri. 6- Son seçeneğiniz de kullanılması tavsiye edilmeyen taksiler. Roma’ya, Avrupa’dan Ryanair ve Easyjet gibi low cost havayolu firmaları ile uçuş yapmışsanız ineceğiniz havaalanı, şehir merkezine 15 km uzaklıkta bulunan Ciampino Havaalanı. Buradan şehir merkezine ulaşım sağlamak için 4 farklı seçeneğiniz var, bunlardan ilki ve en çok tercih edileni; 3 numaralı otobüs durağından kalkan ve online alırsanız 4 Euro sürücüden ya da gişeden alırsanız 6 Euro olan biletler ile bineceğiniz, 40 dakikada Termini’de olacağınız Terravision Otobüsleri. 2- Çıkış kapısında bulunan duraktan kalkan, sürücüden bilet alabileceğiniz ve biletleri 4 Euro olan, 45 dakikada sizi Termini’ye ulaştıracak Sit-bus Shuttle Otobüsleri. 3- Havaalanında Metro A hatı Anagnina durağına ulaşabileceğiniz ve buradan da diğer metro hatlarına ulaşabileceğiniz Cotral Otobüsleri. 4-Son olarak tercih edilmesi önerilmeyen ve 30 Euro’ya şehir merkezine götüren taksiler. Eğer Roma’ya tren ile gelmişseniz ineceğiniz tren garı, şehir merkezinde yer alan ve gerek metro kullanarak gerek şehir içi otobüsler kullanarak ve gerekse yürüyerek istediğiniz her yere kolayca ulaşım sağlayabileceğiz Termini tren garı. Eğer Roma’ya otobüs ile gelmişseniz ineceğiniz yer, Piazzale Mazzoni’de bulunan ve Roma’nın 2. büyük tren garı olan Tiburtina.

Konaklama: Roma’da konaklama için sizin de tahmin edeceğiniz üzere her kesime hitap eden yüzlerce farklı hostel seçeneği var. Ben bunlardan en çok tercih edilen birkaç tanesini yazayım, siz aklınıza yatan hangisi ise onu seçersiniz. Roma’da konaklama için ilk önerim The Yellow Hostel. Bu hostel; Termini’ye çok yakın bir konumda yer alıyor, canlı müzik de yapılan kendine ait bir barı var ve barında partiler düzenleniyor ayrıca odalarında şifreli kasalar ve yatak altlarında lockerlar bulunuyor, güzel bir bahçesi ve kapısının önünde de oturabileceğiniz masaları var kısaca gerçek hostel ortamını bulabileceğiniz, birçok kez ödül alan ve Roma’da kalabileceğiniz en iyi hostel diyebilirim, gecelik ortalama 8-10 Euro. İkinci alternatifiniz Hostel Alessandro Palace & Bar. Burası; Termini’ye çok yakın bir konumda bulunuyor, kendine ait harika bir barı ve terası var, odalarında locker bulabileceğiniz ve yine çeşitli ödüller almış ve gerçek hostel ortamını bulabileceğiniz en iyi hostellerden birisi, gecelik ortalama 10 Euro. Üçüncü alternatifiniz The Carlitos’s Way. Burası; yine Termini’ye çok yakın bir konumda yer alan, hotel konforunu bulabileceğiniz, kendine ait mutfağında yemeğinizi hazırlayabileceğiniz, her türlü imkâna sahip olan bir hostel, gecelik ortalama 12-15 Euro arasında. Roma’da diğer bir konaklama alternatifiniz ise eğer yaz aylarında Roma’ya gitmişseniz mutlaka tercih etmeniz gereken kamp alanı Plus Camping Roma. Bu kamp alanı; havuzunda yüzebileceğiniz, marketinden alışveriş yapabileceğiz, restoranında yemek ve fast-food yiyebileceğiniz ve jakuzi keyfi yapabileceğiniz, mutfağında yemek yapabileceğiniz, barında içkinizi içip akşamları partilere katılabileceğiniz, plaj voleybolu oynayabileceğiniz ve barbekü keyfi yapabileceğiniz, yemyeşil ağaçların altında mışıl mışıl uyuyabileceğiniz mükemmel bir kamp alanı, gecelik ortalama 12-15 Euro ve buraya Termini’den otobüslerle kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Roma’da konaklama seçeneğiniz çok fazla, rezervasyon sitelerinden kontrol ederseniz mutlaka kendinize göre bir yer bulabilirsiniz.

Yeme-İçme: İtalya’nın olmazsa olmazlarından birisi pizza diğeri ise makarna. İtalya genelinde ‘take away’ dediğimiz ve İtalya’da ‘Banco’ denilen, pizzayı alıp ayakta yeme ile oturup masada yemenin fiyatları farklı. Alıp ayakta yemek isterseniz dilim pizzalar 2-3 Euro arası ve plastik bardaklarda verilen kırmızı şarap, beyaz şarap ve biralar da ortalama 2 Euro civarı diyebilirim. Pizzayı kilo ile satın almak da bir hayli yaygın eğer kalabalık bir arkadaş grubu ile gitmişseniz bu seçeneği de değerlendirebilirsiniz. Restoranlarda sunulan menüler pizza, salata ve içecekten oluşuyor ortalama fiyatlar ise 20 Euro’dan başlıyor. Roma’nın en ünlü pizzacısı Pizzeria da Baffetto. İtalya’da pizzacılara Pizzeria deniliyor yani restoranın adı aslında Baffetto. Çok ayırt edici bir damak zevkine sahip olmadığım için diğer pizzacılarla olan farkını pek anlayamadım, birçok farklı yerde pizza yedim ama nedense hepsi aynı gibi geldi. Baffetto’ya gidecekseniz adresi Via del Governo Vecchio 114 numara ancak ne zaman giderseniz gidin mutlaka kapısında metrelerce kuyruk göreceksiniz (işte bir kere ünlü olmaya görsün) pizza menüler ortalama 20 Euro. İtalyanların pizzaları ince hamur oluyor yani bir dilim ile doymak mümkün değil o yüzden düşük bütçeli gezenler için sınırsız açık büfe imkânı sunan pizzacılar gerçekten büyük nimet. Bu iş için en iyi adres Termini'ye çok yakın olan ve Via Vicenza sokağında bulunan Pizzeria Del Secolo, 8 Euro ödüyorsunuz ve tezgâhta bulunan yaklaşık 10 çeşit pizzadan dilediğiniz gibi sınırsızca yiyebiliyorsunuz, içecekler ise 2 Euro ayrıca ilk kez geldiğinizi söylerseniz 3 Euro indirim yapıyorlar. Bir diğer sınırsız pizzacı ise Vatikan’a çok yakın bir konumda Via della Meloria 43 numarada bulunan ve Vedat Milor tarafından da tavsiye edilen Bonci Pizzarium, 6 Euro ödüyorsunuz sınırsız pizza yiyorsunuz ayrıca içecek olarak sadece meyve suyu var ve fiyatı ise 2.5 Euro. Pizzarium’dan kilo ile pizza almak isterseniz kilosu 40 Euro ve en ünlü pizzaları ise patatesli pizzalar. Sınırsız pizza satan yerlerin haricinde pizzacı aramanıza gerek yok, Roma’da yüzlerce pizzacı var ayrıca neredeyse hepsinin fiyatları ve lezzetleri aynı yani maksat karın doyurmak ise acıktığınız anda karşınıza gelen ilk pizzacıya girebilirsiniz. En popüler pizza çeşitleri; dört peynirli pizzalar, patatesli pizzalar, et yemeyenler için Margherita ve enginarlı pizzalar. Makarna yemek istiyorsanız Roma’nın en ünlü makarnacısı İspanyol Merdivenleri’nin hemen karşısında ki sokaklardan birisi olan Via della Croce 8 numarada bulunan Pastificio. Burası bizim tabirimiz ile esnaf lokantası diyebileceğim bir dükkân, günlük iki çeşit makarna çıkıyor yani iki seçeneğiniz var ve kapısında göreceğiniz kuyruktan bahsetmeme gerek yok. Plastik tabak içerisinde satılan makarnalar ve yine plastik bardakta satılan beyaz şarap toplam 5 Euro. Roma’da ünlü İtalyan tatlısı olan Tiramisu’yu en iyi yapan yer İspanyol Merdivenleri'ne yakın Via delle croce 82 numarada bulunan Pompi. Burada muzlu, çilekli ve klasik olmak üzere 3 farklı Tiramisu satılıyor, fiyatları ise 4 Euro. Roma’da bulunduğunuz her gün mutlaka dondurma yiyeceksiniz ancak gerçek Roma dondurmasını yiyebileceğiniz en iyi yer Pantheon’a yakın bir konumda Piazza Mariano Armellini 15 numarada bulunan Giolitti. Burası 1900 yılından beri hizmet veriyor ve Roma’nın en ünlü dondurmacısı. Roma’da dondurmaya Gelato deniliyor, bizim dondurmalarımızdan daha yumuşak bir kıvamı var o yüzden de çok çabuk eriyor. Dondurma toplarının üzerine küçük külahlar takılıyor, bu külahlarla hem eriyen dondurmayı toparlıyor hem de kaşık olarak kullanıyorsunuz yani ilk baştan o küçük külahları yemeyin. Giolitti’de 3 top dondurma 3.5 Euro. İçeriye girdikten sonra direkt kasaya gidiyorsunuz, kaç top istediğinizi söylüyorsunuz, parasını ödedikten sonra fişinizi alıp dondurma tezgâhına gidiyorsunuz. Gaza gelip 3 toptan fazla söylemeyin çünkü porsiyonlar çok büyük bitiremezsiniz. İtalya’nın ünlü birasının adı Peroni, marketlerde 2 Euro’ya satılıyor ve tadı iğrenç. Espresso içmek istiyorsanız alıp gitme fiyatları 2 Euro, mekânda oturup içme fiyatı ise ortalama 4 Euro.

   

Gece Hayatı: Roma’da gece hayatı için iyi bir mekân arıyorsanız Trastevere Bölgesi’ne, San Lorenzo Bölgesi’ne ya da Testaccio Bölgesi’ne bakmanız gerekiyor ancak Avrupa’nın diğer şehirlerine göre gece hayatı oldukça zayıf. Şehrin en kalabalık ve en popüler gece kulübü Via Tagliamento 9 numarada yer alan Piper Club. 1965 yılında açılan bu gece kulübünde düzenli olarak konserler düzenleniyor ve dünyaca ünlü sanatçılar sahne alıyor. Şehrin iki numarası Viale dell'Oceano Atlantico 271d adresinde yer alan Atlantico Club. Burası grup performanslarına ve DJ performanslarına sahne olan devasa bir kulüp. Diğer popüler mekân Via Casilina Vecchia 42 numarada bulunan Circolo Degli Artisti. Burası da canlı performanslara sahne oluyor ve yaz aylarında üst açılarak büyük bir açık bahçeye dönüştürülüyor. Giriş ücretsiz ve bira 5 Euro. Bir diğeri Via Libetta 13 numarada bulunan Goa Club. Sadece Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri açık ayrıca her gün farklı bir konsepte bürünüyor. Goa Club, Roma’nın en popüler gece kulüplerinden birisi ve dünyaca ünlü DJ’ler canlı performans sergiliyor. Bir diğeri Via di Portonaccio 212 numarada bulunan Qube Club. Burası sadece Cuma, Cumartesi ve Pazartesi günleri açık ancak Cuma günleri gay partilere ayrılmış. Roma’nın en büyük gece kulüplerinden birisi, giriş ücreti 15 Euro ve 1 içki dâhil. Bir diğeri Via di Torre Argentina 78 numarada yer alan Shari Vari Playhouse. Roma’nın en trendy kulübü olarak kabul ediliyor, üç salonu var ve hepsinde de farklı tarzda müzik çalıyor. Diğer bir popüler mekân Via di Portonaccio 23 numarada bulunan Animal Social Club. Eski bir deponun çatı katlarından dönüştürülen ve terasa sahip olan ayrıca canlı DJ performansları ile sabaha kadar dans edebileceğiniz bir yer. Bunların haricinde diğer popüler gece kulüpleri ise Vista Club, Brancaleone ve Chalet nel Bosco. Roma’da aradığınız bir gece kulübü değilse gece eğlenmek için en güzel yerler Campo De Fiori, Navona Meydanı ve İspanyol Merdivenleri diyebilirim. Artık İspanyol Merdivenleri’nde alkol almak yasaklandı ama alkol almadan da gayet güzel eğlenebilirsiniz.

Alışveriş: Roma’nın en ünlü alışveriş caddesi İspanyol Merdivenleri’nin hemen karşısında bulunan Via Condotti. Bu caddede ünlü İtalyan markalarının mağazalarını bulabilecek ancak fiyatları gördükten sonra sadece vitrinlere bakmakla yetineceksiniz. Bir diğer ünlü alışveriş caddesi ise Piazza del Popolo ile Piazza Venezia arasında kalan Via del Corso. Bu cadde de aynı şekilde dünya markalarının mağazalarına ev sahipliği yapıyor. Eğer daha düşük bütçelere hitap eden alışveriş caddeleri arıyorsanız, daha çok yerel insanların alışveriş yaptıkları Via del Boschetto ve Piazza del Popolo ile Vatikan arasında kalan Via Cola di Rienzo. Roma’dan ne alınır diye sorarsanız; paket halinde şoklanmış olarak satılan Pecorino ve Parmesan peyniri, yine paketler halinde satılan renkli makarnalar, taşırken kırmayacağınızı düşünüyorsanız lezzetli şaraplar, Koleyzum ve Gladyatör bibloları, orijinalinden ayırt edilemeyen çakma çantalar, takım formaları, magnetler vs. İtalya’nın her şehrinde olduğu gibi Roma’da da kesinlikle sokak pazarlarını gezmeden dönmemeniz gerekiyor. Sokak pazarı deyip geçmeyin bu pazarlarda arayıp da bulamayacağınız hiçbir şey yok zaten bir şey aramanız ya da satın almanız da gerekmiyor, en azından şöyle bir gezin derim. Şehrin en ünlü sokak pazarı Piazza Navona’ya yakın bir konumda kurulan Campo de Fiori, Pazar günleri hariç haftanın her günü 08.00-14.00 saatleri arasında kuruluyor ve hediyelik eşyalar ile yeme içme adına her şeyi bulabiliyorsunuz. Buradan mutlaka taze meyve alın ve çantanıza atın. Şehrin en ünlü ve en büyük bit pazarı ise Porta Portese. Sadece Pazar günleri Trastevere semti Via Ippolito Nievo sokağında 08.00-14.00 saatleri arasında kuruluyor ve yine hediyelik eşyalar, kıyafetler, antikalar vs. bulabiliyorsunuz. Borgetto Flamino ise Piazza della Marina’da Pazar günleri 10.00-19.00 saatleri arasında kuruluyor ve her türlü 2. el eşyayı bulabiliyorsunuz. Bu pazar alanına giriş ücretli ve ücreti ise 1.6 Euro. Roma’da marka alışverişi yapmak istiyorsanız gitmeniz gereken en doğru adres Via del Ponte di Piscina Cupa 64 numarada bulunan Castel Romano Outlet. Hafta içi 20.00'ye kadar, hafta sonu ise 21.00'ye kadar açık ve fiyatlar şehir merkezinde bulunan mağazalara kıyasla oldukça uygun.

Roma Gezilecek Yerler;

    Roma birkaç önemli nokta haricinde, genel anlamda toplu taşımaya ihtiyaç duymayacağınız, yürüyerek gezebileceğiniz ve bundan inanılmaz keyif alacağınız bir şehir. Vatikan başlı başına gezilecek bir bölge olduğu için Roma’yı ayrı Vatikan’ı ayrı gezmek gerekiyor. Ben kendi gezi rotamı yazayım, isterseniz beni takip edin isterseniz de benim rotamın ışığında kendi rotanızı hazırlayın. Bu şehir elbette 1-2 günde gezilebilecek bir şehir değil o yüzden rotayı istediğiniz herhangi bir yerinden bölün ve ertesi günler devam edin.

   

Colosseum (Kolezyum): Roma’da gezmeye başlayacağınız ilk nokta şüphesiz Roma’nın simgesi olan Colosseum yani Kolezyum. Kolezyum’un yapımına M.S 72 yılında İmparator Vespasian tarafından başlanılmış ancak 8 yıl sonra Titus tarafından açılmış ve açılışının şerefine yapılan oyunlarda yaklaşık 5bin insan ve hayvan öldürülmüş ayrıca adını da İmparator Nero’nun Colossus Neronis adı verilen 30 mt yüksekliğinde ki devasa heykelinden almış. Toplamda 188 metre uzunluğa, 156 metre genişliğe, 80 arklık girişlere ve 55bin izleyici kapasitesine sahip. Tarihi boyunca tiyatro, hayvan dövüşleri, idamlar ve gladyatör mücadeleleri için kullanılmış ayrıca seyirciler sınıf farkına göre oturtulmuş. Burası dünyanın 7 harikasından birisi seçilen ve halen dünyanın en büyüğü olma ünvanını taşıyan bir amfitiyatro. Kolezyum’da yapılan dövüşlerin tüm detaylarını mutlaka Roma’yı konu onlarca filmde ve birçok yabancı dizide görmüş ya da bir yerlerde okumuşsunuzdur ama bunların haricinde yapımını ve hikayesini merak ediyorsanız mutlaka Youtube adresinden muhteşem belgeselini izleyin. Buraya ulaşımı; C3, 60, 75, 81, 85, 87, 175 numaralı otobüsler ile, 3 numaralı tramvay ile ancak en kolay metroya binip Colosseo durağında inerek sağlayabilirsiniz. Biletlere gelecek olursak; Roma Card’a ücretsiz, 2 gün kullanabileceğiniz Kolezyum+Roma Forumu+Palatino Tepesi ve Palatino Müzesi kombine biletini gişeden alırsanız yetişkinler için 16 Euro, 17-25 yaş arası AB üyesi ülke vatandaşları için 11.5 Euro (tabi ki gişede nereli olduğunuz sorulduğunda aklınızdan geçen herhangi bir AB ülkesini söyleyeceksiniz) eğer online alırsanız yetişkinler için 12 Euro ve 17-25 yaş arası için 7.5 Euro. Eğer Roma Card’ınız varsa kapıda göreceğiniz yüzlerce kişiden oluşan sırayı beklemek zorunda değilsiniz, kartı olanlara ayrılan turnikeden direkt geçebilirsiniz. Kartınız yoksa ancak yine de sıra beklemek istemiyorsanız 2 Euro verip rezervasyon yaptırabilir ve direkt geçiş sağlayabilirsiniz. Kolezyum’un dışında bulunan, Roma Askeri ya da Gladyatör kostümleri olan Romalılar ile 2 Euro karşılığında fotoğraf çekinebilirsiniz.

Arch of Constantine - Domus Aurea - Traianus Column: Kolezyum’un etrafında görmeniz gereken önemli yapılardan bahsedeyim. 1- Arch of Constantine: Bu yapı adından da anlaşılacağı üzere, 4. Yy’da ilk Hristiyan imparator olan Konstantin’in zaferini kutlamak amacı ile yapılan ve Roma içerisinde ayakta kalmayı başarabilen tek Tak. Türkçe ismi Konstantin Tak’ı olan bu yapının üzerinde, o döneme ait barbarların kabartma sanatı uygulanarak yapılan resimlerini ayrıca ön tarafında da İmparator Konstantin’in halk ile konuşma anını ve halka para dağıtırken ki halini görebilirsiniz. 2- Domus Aurea:  64 yılında Roma'da ‘Büyük Roma Yangını’ denilen bir yangın çıkmış, bu yangının sonucunda Esquiline Tepesi eteklerindeki Aristokratlara ait evlerin tamamı yanıp kül olmuş, evlerin yanmasından dolayı bu bölgede geniş bir alan ortaya çıkmış, bu geniş alandan faydalanmak isteyen Roma İmparatoru Nero ise ‘Portikolu Villa’ olarak nitelendirilen Domus Aurea isimli bir yer inşa ettirmiş. Latincesi Altın Ev. 3- Traianus Column: Bu sütun Traianus Forumu içinde yer alıyor, 106-113 yıllarında arasında inşa edilmiş, 38 metre uzunluğunda ve içerisinde Traianus'a ait bir mezar odası bulunuyor. Oyuk olan iç kısmında bulunan 370 cm çapındaki döner merdivenleri kullanarak tepesine çıkabilirsiniz. Roma tarzı Dor düzeninde mermerden yapılmış ve üzerinde İmparator Traianus'un Daçya'ya yaptığı iki seferi anlatan alçak kabartma sahneleri bulunuyor. Traianus'un Daçya Savaşı rölyefler ile, helezonik bir şekilde yukarıya doğru dönerek yükselen bir şerit içinde anlatılmış yani bu sütun aslında yüksek bir anı taşı.  

Roma Forumu: Koleyzum’dan sonraki durağınız, Roma’nın 2 numarası olan ve hemen Kolezyum’un karşısında bulunan Roma Forumu. Burası Antik Roma’nın siyaset, ticaret ve hukuk yaşamının merkezi. İçerisinde göreceğiniz ve en büyük yapılar olan bazilikalar aslında resmi davaların görüldüğü mahkemeler. MÖ 5. Yy’dan, MS 5. Yy’a kadar önemli anıtlar yerleştirilmiş. 1000 yıl boyunca şehrin en önemli bölgelerinden biri olmuş. Arkeolojik alanın, Via dei Fori Imperiali adı verilen yol ile 2’e ayrıldığı yer Mussolini tarafından inşa edilmiş. Forumun içerisinde; Castor ve Pollux Tapınağı, Romulus Tapınağı, Satürn Tapınağı, Vesta Tapınağı, Venus ve Roma Tapınağı, Aemilia Bazilikası, Julia Bazilikası, Septimius Severus Kemeri, Titus Kemeri, Rostra, politikacıların Roma vatandaşlarına konuşma yaptığı yer, Hostilia Mahkemesi, Roma Senatosu’nun yeri, Maxentius ve Konstantin Bazilikası, Tabularium, Antoninus ve Faustina Tapınağı, Urbi Göbeği ve Sezar Tapınağı bulunuyor. Kendinizi adeta bir film sahnesinin içerisinde hissedeceğiniz ayrıca dünya tarihine de birebir tanıklık edebileceğiniz bir kompleks diyebilirim. Roma Forumu’nda göreceğiniz en dikkat çekici yapılardan birisi; Titus Flavius Vespasianus'un Büyük Yahudi İsyanı'nı bastırması şerefine, oğlu Dominitian tarafından Roma'da diktirdiği zafer takı olan Arch of Titus. Biletlere gelecek olursak; Roma Card’a ücretsiz, 2 gün kullanabileceğiniz Kolezyum+Roma Forumu+Palatino Tepesi ve Palatino Müzesi kombine biletini gişeden alırsanız yetişkin bilet 16 Euro, 17-25 yaş arası AB üyesi ülke vatandaşları 11.5 Euro, eğer online alırsanız yetişkinler için 12 Euro ve 17-25 yaş arası 7.5 Euro.

Palatino Tepesi: Sonraki durağınız, Roma Forumu’nun 40 metre üzerinde bulunan ve Forum’dan kolayca çıkacağınız Palatino Tepesi olmalıdır. Burası; Roma'nın köklerinin bulunduğu, MÖ 1000 yılından itibaren yerleşim görmeye başlayan, Cumhuriyet Dönemi boyunca birçok zengin Roma yurttaşının ikamet ettiği ayrıca Augustus, Tiberius ve Domitian'a ait sarayların kalıntıları ile Augustus’un kendi evinin yanına yaptırdığı Apollon Tapınağı’nın kalıntıları bulunan bir tepe. İçerisinde bir de Domitian’ın yaptığı hipodrom bulunuyor. Aynı zamanda Roma’nın ilk yerleşim yeri olma ünvanına sahip olan bir tepe. Biletlere gelecek olursak; Roma Card’a ücretsiz, 2 gün kullanabileceğiniz Kolezyum+Roma Forumu+Palatino Tepesi ve Palatino Müzesi kombine biletini gişeden alırsanız yetişkin bilet 16 Euro, 17-25 yaş arası AB üyesi ülke vatandaşları 11.5 Euro, eğer online alırsanız yetişkin 12 Euro ve 17-25 yaş arası 7.5 Euro.

Circus Maximus: Bu bölgede görmeniz gereken diğer bir yapı ise Roma Forumu’nun arka tarafında, nehir bölümüne yakın kısımda ve Via Del Circo Massimo caddesi üzerinde bulunan Circus Maximus. Burası, Roma'da kitlesel eğlenceler için toplanma yeri olan ayrıca halk oyunlarının, festivallerin ve en önemlisi de araba yarışlarının yapıldığı bir alan. Roma halkının eğlenceye çok düşkün olması sebebiyle, M.Ö. 50 yılında İmparator Jül Sezar tarafından yaklaşık olarak 250.000 izleyiciyi alabilecek şekilde genişletilmiş. Günümüzde park olarak ve halen eğlence alanı olarak kullanılıyor ayrıca festivaller ve kutlamalara da ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Roma’nın ilk ve en büyük hipodrumu.

Bocca Della Verita: Circus Maximus’un yanında bulunan Via Del Circo Massimo caddesinden devam ettiğinizde, karşınıza Bocca Della Verita isimli heykel gelecek. Bu heykel; Antik Roma’dan kalan ve 1. Yy’a ait olduğu düşünülen ayrıca Ortaçağ’da elini heykelin ağzına koyarak bir şeyler söyleyen kişinin söyledikleri doğru değilse, heykelin yalan dedektörü görevi görerek kişinin elini ısırdığına inanılan bir heykel. Heykelin etrafını çevreleyen Santa Maria in Cosmedin Bazilikası’nın içerisinde, her yıl 14 Şubat’ta kutlanan Sevgililer Günü’ne ismini veren Antik Romalı Aziz St. Valentine’in kafatası bulunuyor.  

Piazza Venezia: Tüm bu noktaları gördükten sonra zaten çok da uzaklaşmamış olduğunuz Kolezyum’a dönün ve hemen önünde bulunan Via Dei Fori Imperiali caddesinden dümdüz devam edin. 10 dakikalık yürümeden sonra yol sizi, Roma’nın en önemli meydanlarından birisi olan Piazza Venezia’ya çıkaracak. Bu meydan; adını şehirde yaşayan Venediklilerden ve meydanda bulunan Venedik Konsolosluğu’ndan alan, şehrin merkezi sayılan ayrıca tüm ulaşım araçlarının geçtiği, etrafında birçok görülmesi gereken turistik nokta, kafe, restoran ve mağaza bulunan önemli bir meydan.

Vittorio Emanuele II Abidesi: Venedik Meydanı’nda göreceğiniz en önemli yapı Vittorio Emanuele II Abidesi. Bu abide Giuseppe Sacconi tarafından, Birleşmiş İtalya Krallığı’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele’yi onurlandırmak için 1885-1911 yılları arasında, tamamında beyaz mermer kullanılarak yapılmış. Altare Della Patria olarak da biliniyor. Yapımı için civardaki birçok yapı kaldırılmış, 135 metre genişliğe ve 70 metre yüksekliğe sahip olarak inşa edilmiş. Üzerinde yer alan iki çeşme, Adriyatik Kıyısı’nda bulunan Lion of San Marco ve Tiren Denizi Kıyıları’nı temsil ediyor. Alt kısmında İtalya Birleşme Müzesi ve üst bölümünde de seyir terası yer alıyor. Burası aynı zamanda 1. Dünya Savaşı’nda ölen askerlerin mezarlığı olarak kabul ediliyor ve bir de meçhul asker mezarı bulunuyor. İtalyanlar tarafından düğün pastasına benzetilen devasa bir anıt. Altında bulunan İtalya Birleşme Müzesi’ne girmek isterseniz bilet ücreti 6 Euro ayrıca seyir terasına merdivenleri kullanarak çıkarsanız ücretsiz, asansör ile çıkarsanız 7 Euro.

Pantheon: Venezia Meydanı’nda yeterince vakit geçirdiyseniz, meydanda bulunan ana cadde olan Via Del Plebiscito’dan meydan solunuzda kalacak şekilde devam edin ve 5. sağ olan Via Torre Argentina caddesine girin. Caddenin devamında karşınıza çıkacak olan yapı Pantheon. Bu yapı İmparator Hadrian tarafından M.S. 118-125 yılları arasında, Augustus’un arkadaşı ve komutanı Marcus Agrippa’nın M.S. 80 yılında yanan Pantheon’unun yerine geçmesi amacıyla inşa ettirilmiş ve Antik Pagan Roma Tanrılarına adanmış. 609 yılında Bakire Meryem Kilisesi olarak kutsandığı için Roma Dönemi’nden kalan ve en iyi şekilde korunmuş tapınak olma ünvanına sahip. Girişinin iki kısmında Augustus ve Agrippa’nın heykelleri, 20 ton ağırlığında bir kapı ve kapının üzerinde de Agrippa’ya ithafen yazılmış bir yazı yer alıyor. Ortasında 8 metre genişliğe sahip Oculus adında, içeriye ışık girmesini sağlayan bir delik bulunuyor ve 43 metre çapında dünyanın en büyük takviyesiz beton kubbesine sahip. İçerisinde; kralların, ressamların ve mimarların mezarları ayrıca mihrabın solundaki şapelde de Rönesans ustası Raffaello’nun gömülü olduğu bir lahit bulunuyor. Yan tarafında bulunan şapelde 19. Yy. Kraliçesi Margherita ve eşi Kral I. Umberto yatıyor ayrıca karşı tarafında da Birleşik İtalya’nın ilk kralı olan II. Vittorio Emanuele’nin cenaze anıtı bulunuyor. Tapınakta gömülü diğer ünlü isimler ise; Voltaire, Jean Jacques Rousseau, Joseps Louis Lagrange, Jacques Germain Soufflot, Victor Hugo, Emile Zola, Pierre Curie, Marie Curie ve Alexandre dumas. Pantheon’a giriş ücretsiz.

   

Piazza Navona: Tapınaktan sonraki durağınız, tapınağın hemen sağında ve çok yakın bir konumda bulunan ve ara sokaklardan kolayca ulaşabileceğiniz meydan Piazza Navona. Bu meydanda; M.S 1. Yy’da İmparator Domitian tarafından yaptırılan, elips şeklinde, 30.000 kişilik ve şekli halen meydanda görülebilen bir stadyum yer bulunuyormuş. Günümüzde yayalara ayrılmış olan kısım stadyumun oyun alanını, etrafındaki binaların olduğu yer ise stadyumun tribünlerini oluşturuyor. Meydan artık restoranlara, kafelere, seyyar satıcılara ve sokak gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Şehrin kalbinde yer alıyor ve Roma’nın gece gündüz en hareketli meydanlarından birisi. Meydanda göreceğiniz 3 çeşmeden en ünlüsü diyebileceğimiz Dört Nehir Çeşmesi 1651 yılında Gian Lorenzo Bernini tarafından, Papa Innocent X için yapılmış ve ismini Afrika’daki Nil, Asya’daki Ganj, Avrupa’daki Tuna ve Amerika’daki Plata nehirlerinden almış. Çeşmenin ortasında ise Roma Dönemi’nden kalan, üzerinde İmparator Vespasianus, Titus ve Domitian’ın adlarının hiyeroglifleri bulunuyor.  

   

Campo De’ Fiori: Navona Meydanı’na çok yakın olan bir diğer popüler meydan da Campo De’ Fiori. Burası, Rönesans binalarıyla çevrili olan ayrıca sabahları kurulan sebze-meyve pazarının hareketliliğine ve akşamları da kafe-barlarda toplanan gençlerin eğlencelerine şahit olabileceğiniz bir meydan. Adını Pompeo’nun sevdiği kadın Flora’dan almış. Ortasında ise Roma Engizisyon Mahkemesi’nce, 1600 yılında fikirleri nedeniyle yakılan Filozof Giordano Bruno’nun bronz heykeli yer alıyor. Burada kurulan sokak pazarından, günlük gelen taze meyve ve sebzelerden alabilirsiniz. Meydan da bulunan pazar sadece Pazar günleri haricinde, haftanın 6 günü saat 08.00-14.00 arasında kuruluyor.

Fontana Di Trevi: Bunlardan sonraki durağınız, Roma’nın diğer simgelerinden birisi olan Fontana Di Trevi yani bizce bilinen adıyla Aşk Çeşmesi olsun. Bizce Aşk Çeşmesi olarak bilinmesinin sebebi 2010 yapımı ‘When in Rome’ isimli filmin ülkemizde ‘Aşk Çeşmesi’ ismi ile yayına girmiş olması. Bu çeşme 1732-1762 yılları arasında Papa XII. Clement tarafından heykeltıraş Nicola Salvi’ye yaptırılmış ve adını da ‘Trevi’ İtalyanca 3 yol anlamına geldiği için çeşmeye çıkan 3 yoldan almış. Çeşmenin orta kısmında; birinin denizaltını dizginlediği, diğerinin ise uysal bir hayvanı sürdüğü 2 Triton’un yani deniz ulağının çevrelediği bir Neptün figürü bulunuyor. Sağındaki rölyefte, suyun kente geldiği kaynağı keşfeden bakire betimlenmiş. Efsaneye göre; dilek dileyerek sağ el ile sol omuz üzerinden çeşmeye bozuk para atılırsa, dileğin gerçekleşeceğine ve Roma’ya tekrar gelineceğine inanılıyor. Bu efsaneye uyan turistlerin Trevi Çeşmesi’ne attığı binlerce Euro toplanıyor, hayır kurumu olan Caritas’a verilerek yoksullara yiyecek ve içecek yardımında bulunuluyor. Birçok filme konu ve sahne olan ayrıca şehrin en çok turist çeken noktalarından birisi olduğu için günün her saati tıklım tıklım. Çeşmenin hikayesi ise şöyle; Roma Ordusu savaştan döndüklerinde uzun süre su bulamazlar, bir gün karşılarına güzel bir kız çıkar ve bu kız Romalı askerlere bulundukları yeri kazarlarsa su çıkacağını söyler, bunun üzerine askerler halen havuzun bulunduğu ve güzel kızın tarif ettiği yeri kazarak suya ulaşırlar. Havuzun üzerinde bulunan kabartmalarda, Romalı askerlerin yeri kazdığını ve yanlarında da bir kız olduğunu görebilirsiniz.

   

Spanish Steps (İspanyol Merdivenleri): Trevi’den sonra çeşmenin hemen yanında bulunan Via Poli caddesini dümdüz takip ederek, Roma’nın en bilindik noktalarından birisi olan Spanish Steps yani İspanyol Merdivenleri’ne ve bu merdivenlerin bulunduğu Piazza Di Spagna yani İspanyol Meydanı’na ulaşın. Bu meydan adını bölgede yer alan İspanyol Elçiliği’nden alıyor, yerli ve yabancı herkesin ilgi odağı ayrıca şehrin her popüler ve en hareketli meydanlarından birisi. Meydanda bulunan ünlü İspanyol Merdivenleri 1723-1726 yılları arasında Francesco De Sanctis tarafından, Kral XV. Louis için tasarlanmış ve üst kısımda bulunan Trinita dei Monti Kilisesi’ne meydandan ulaşım sağlamak amacıyla yapılmış. Özellikle yaz aylarında günün her saati tıklım tıklım dolu. Neredeyse her gün sohbet eden ya da içkisini yudumlayan insanları, evlilik teklifi eden damat adaylarını ve sokak göstericilerini görebilirsiniz. 138 basamaklı ve şehrin olmazsa olmazlarından birisi. İspanyol Merdivenleri’nin alt kısmında bulunan Fontana della Barcaccia; Gian Lorenzo Bernini ya da babası Pietro tarafından (tam olarak bilinmiyor) 1627 yılında tasarlanan bir çeşme ve çeşmeyi besleyen su kanallarındaki basıncın düşük olmasından dolayı, çeşmede fıskiyeler yerine su sızdıran bir tekne tasarımı kullanılmış. Bunların dışında; merdivenlerin tam karşısında bulunan cadde ise dünya markalarının mağazalarını bulabileceğiniz, şehrin en ünlü alışveriş caddesi olan Via Condotti. Merdivenlerden yukarıya çıkarsanız, kilisesin önündeki seyir terasından güzel bir manzara seyredebilir ya da özgün çalışma yapan ressamlara portrenizi çizdirebilirsiniz.

Piazza Del Popolo: İspanyol Merdivenleri’nde vakit geçirdikten sonra merdivenlerin önündeki cadde olan Via Del Babuino caddesinden, merdivenler sağınızda kalacak şekilde dümdüz ilerlediğiniz takdirde yol sizi şehrin diğer popüler meydanlarından birisi olan Piazza Del Popolo Meydanı’na çıkaracak. Bu meydan Via Del Corso ile Piazzale Flaminio arasında yer alıyor, hemen girişinde ikiz kiliseler olarak adlandırılan Santa Maria in Monte Santo Kilisesi ve Santa Maria Dei Miracoli Kilisesi bulunuyor ayrıca dünyanın en güzel meydanlarından birisi olarak kabul ediliyor. Meydanın çevresinde üzerine çıkıp fotoğraf çekinilen heykeller var ve aynı zamanda konserler, festivaller ve şehrin önemli kutlamaları da bu devasa meydanda yapılıyor.

Villa Borghese: Popolo Meydanı’nın hemen yanında göreceğiniz park alanı, şehrin en büyük ve en popüler parkı olan Villa Borghese. Bu park, sahip olduğu 1700 dönümlük alan ile şehrin en geniş alanı olma özelliğine sahip ayrıca dilerseniz bisiklete binebilir dilerseniz de sandal turu yapabilirsiniz. Parkta bulunan gölün üzerinde sağlık ve şifa tanrısı Asclepius için yapılmış bir tapınak bulunuyor. Parkın içerisinde; düzenli bahçeler, çeşmeler, heykeller, korular ve yürüyüş yolları ile bir de su saati yer alıyor. Şehrin en ünlü sanat galerilerinden birisi olan Galleria Borghese’e de ev sahipliği yapıyor ve galerinin içerisinde; Bernini’nin Davut Heykeli ve Apollo’nun aşkına karşılık vermediği için ağaca dönüşen Daphne’nin hikayesini simgeleyen Apollo and Daphne Heykeli yer alıyor. Bunların haricinde ise Giardino del Lago yani Gölün Bahçesi ve Fontana dei Fauni yani Yarı İnsan Yarı Keçi Orman Tanrısı Çeşmesi ile de ilgi çekiyor. Park içerisinde göreceğiniz özel kısımlarından bir diğeri ise Giuseppe Valadier tarafından 1809-14 yılları arasında, park ile kent duvarları arasında kalacak şekilde tasarlanan ve heykellerle donatılan Pincio Bahçeleri. Galleria Borghese’in giriş ücreti 11 Euro.

Basilica Papale Di Santa Maria Maggiore: Roma’da görmeniz gereken önemli noktalardan bir diğeri, Termini’ye çok yakın bir konumda bulunan ve eğer İspanyol Merdivenleri’nden sonra gitmek isterseniz, merdivenlerin hemen üst kısmında yer alan Via Sistina caddesini kullanarak, merdivenler sağınızda kalacak şekilde hiç sağa sola sapmadan dümdüz devam ettiğinizde kolayca ulaşabileceğiniz Basilica Papale Di Santa Maria Maggiore yani Maggiore Bazilikası. Burası; rivayete göre M.S 356 yılında Esquiline Tepesi’ne yağan kardan sonra, burada bulunan tepenin doruğuna yapılan ve yine efsaneye göre, bir gece Bakire Meryem’in Papa’nın rüyasına girerek ve ona yeni bir kilise inşa etmesini, yeni kilisenin inşa edileceği yeri ise ertesi gün karla işaretleyeceğini söylemesiyle hayat bulan bir bazilika. İçerisinde, 5. Yy’dan kalma mozaikler ve Ortaçağ’dan kalma Romanesk çan kulesi bulunuyor. Tavanı, İspanya Kraliçesi Isabella’nın Papa’ya hediye ettiği ve Yeni Dünya’dan getirilmiş olan altın yaldız ile kaplanmış. Önünde, Papa V. Sixtus tarafından hacılara yol göstermesi amacıyla dikilen Piazza dell’Esquilino denilen bir dikilitaş bulunuyor. Bazilikaya ait şapel olan Cappella Paolina, 1611 yılında Papa V. Paulus Borghese için Flaminio Ponzio tarafından yaptırılmış ve içerisinde bulunan mozaiklerinde ‘Bakirenin Taçlandırılması’ betimlenmiş. Şapel, Cosmati mermer işçiliği ile yapılan Kardinal Rodriguez’in mezarına ve Domenico Fontana’nın Papa V. Sixtus için yaptığı mezara ev sahipliği yapıyor. Her yıl 5 Ağustos tarihinde bölge sakinleri, kutlamalar için kilisenin kubbesini çevreleyen galeriden beyaz gül yaprakları atıyorlar. Bazilikaya giriş ücretsiz.

VATİKAN GEZİ REHBERİ;

Vatikan; Roma sınırları içerisinde, yüksek duvarların arkasında kurulu ve dünyanın en küçük devleti olma ünvanına sahip ayrıca bağımsızlığını 1929 yılında elde etmiş. Papa tarafından yönetiliyor ve Papa dâhil toplamda 800 kişi yaşıyor. 1506 yılında; Papa I. Julius’un, yiğitlik ve bağlılıkları ile bilinen İsviçre askerlerinin Vatikan’ı korumasını istemesi üzerine, İsviçre askerleri tarafından korunmaya başlanmış ve Papalık hizmetindeki bu İsviçreli muhafızlar, dünyanın hala aktif hizmet veren en eski ordusu olma ünvanını taşıyor. Medici Ailesi’nden Giovanni di Lorenzo, 1513 yılında Papa seçilerek adını Papa X. Leo olarak değiştirmiş, o günden bugüne Papa’yı koruyan muhafızlar Medici Ailesi’nin renklerini taşıyan kıyafetleri giyiyorlar. Vatikan’ın arması asırlardır papalığın simgesi kabul edilen iki anahtardır ve bu anahtarlardan altın olan Cennet’i, gümüş olan ise papayı temsil eder. Vatikan’ın tamamını gezmek için en az 1 tam gün ayırmanız gerekiyor hatta imkânınız varsa tam anlamı ile gezebilmek için 2 gününüzü geçirmeniz lazım. Vatikan’da gezilecek noktaları bir sıraya koymak gerekirse;

   

Aziz Petrus Meydanı: İlk durağınız mutlaka Aziz Petrus Meydanı olacaktır. Bu meydan Aziz Petrus Bazilikası’nın önünde yer alıyor ayrıca Napolili sanatçı heykeltıraş ve mimar olan Gian Lorenzo Bernini tarafından, Papa VIII. Alexander için 1656-1667 yılları arasında yapılmış. Bernini, meydanın etrafında bulunan 196 cm aralıklı sütun dizilerini, Vatikan’ın vatandaşları kucakladığını vurgulamak amacıyla yarım daire şeklinde dizayn etmiş. Meydanın ortasında, M.Ö 1. Yy’dan kalan ve 1586 yılında İskenderiye’den getirilen bir dikilitaş ayrıca Bernini’nin ve Domenico Fontana’nın eserleri olan 2 adet çeşme yer alıyor. Eğer Papa’yı görmek istiyorsanız, her Çarşamba saat 10.30’da ya da Pazar günleri öğle vakti Pazar ayini için dairesinin penceresinden halka hitap ediyor.

   

St. Peter’s Basilica: Meydanda bulunan görkemli bina Aziz Petrus Bazilikası. Bu yapı; 2. Yy’da Aziz Petrus’un mezarının olduğu yerin bilinmesi adına dikilen anıtın olduğu yere, İmparator Constantinus’un emri ile M.S 349 yılında yapılan bazilikanın yerine yapılmış (Ne cümle ama). Yapımına 1506 yılında Papa II. Julius zamanında başlanmış ancak 1612 yılında Papa V. Paul’un döneminde bitirilebilmiş. Roma Katolikleri tarafından hac noktası olarak kabul ediliyor ve 60bin kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük kilisesi olma ünvanına sahip. Tasarımında Michelangelo, Donato Bramante ve Raphael gibi ünlü sanatçılar görev almış ve günümüzde dünyanın en önemli yapılarından birisi. Bazilikanın en önemli bölümü olan kubbe bölümü Michelangelo tarafından tasarlanmış ve 136,5 metre yüksekliğe sahip ayrıca 330 basamaklı tepesine çıkarak harika manzaralar seyredebileceğiniz bir bölüm. Bazilikanın diğer bir önemli eseri olan Pieta isimi heykel, Michelangelo tarafından 1499 yılında yapılmış ayrıca Hz. Meryem’in Hz. İsa’nın çarmıha gerilmiş bedenini kucakladığı ve tas tutarken ki hali betimlenmiş. Diğer önemli bir eser olan Baldaken, 17. Yy’da Bernini tarafından tasarlanan ve sarmal sütunların taşıdığı 20 metre yüksekliğindeki bronz bir sayvan. Bir diğer önemli eser olan bronz Aziz Petrus Heykeli, Heykeltıraş Arnolfo di Cambio tarafından 13. Yy’da yapılmış ayrıca ziyaretçiler ayağına dokunmak ve öpmek için uzun kuyruklar oluşturuyor. Bazilikanın önemli bir bölümü olan Hazine Bölümü’nde ise 6. Yy’dan kalma mücevher ve kakmalı bronz hac gibi ilgi çekici eşyalar sergileniyor. Bazilikada ayrıca Bernini’nin son eserlerinden olan VII. Alexander Anıtı’nı, mahzen mezarı ve Apsis’i görebilirsiniz. Bazilikanın ana salonu ücretsiz ancak kubbe bölümü ücretli.

   

Vatikan Müzeleri: Vatikan’da mutlaka görmeniz gereken en önemli alanlardan birisi şüphesiz Vatikan Müzeleri. Bu müzeler, yüzyıllar boyunca farklı papalar tarafından toplanan değerli resim, heykel ve harita gibi sanat eserlerini bünyesinde barındırıyor. İçerisinde; Yunan-Roma eserlerini, Etrüsk Müzesi’ni, Dört Raffaello Odası’nı, Sistine Şapeli’ni ve Resim Galerisi’ni görebilirsiniz. Dünyanın en önemli sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan müzelerin oluşturduğu devasa bir kompleks. Müzelerin yer aldığı binalar aslında IV. Sixtus, VIII. Innocentius ve II. Julius gibi Rönesans Papaları için inşa edilmiş saraylar. Vatikan Müzeleri’nde gezmek için özel bir sistem düzenlenmiş, şöyle ki; içeride tek yön sistemi var ve müzedeki gezi rotaları dört renk koduyla bölünmüş, bu renk kodları uzunluğu 90 dakikadan 5 saate kadar olan farklı gezi seçimlerini gösteriyor yani bu rotaları takip ederek müzede rahatça gezebilirsiniz. Eğer sadece müzenin önemli bölümlerinden Sistine Şapeli ve Raffaello Odaları’nı gezmek isterseniz, girişten sonra yaklaşık yarım saat yürümeniz gerekiyor. Vatikan Müzeleri’nin en dikkat çeken yerlerinden birisi de mutlaka bir yerlerde görmüş olduğunuz, 1932 yılında Giuseppe Momo tarafından yapılan ve sarmal bir rampa olan ünlü merdivenleri. Müzelerin en önemli kısımlarından Stanze Di Raffaello yani Raphael’in Odaları; Raphael ve öğrencileri tarafından Papalar Julius II, Leo X ve Clement VII için dekore edilmiş dört papalık dairesini kapsıyor. Üçüncü oda olan Stanze della Segnatura; II. Julius tarafından ofis olarak kullanılmış ve duvarları hukuk, teoloji, şiir ve filozofik öğeler ile kaplanmış. Vatikan Müzeleri’nin en önemli kısmı şüphesiz Sistine Şapeli, bu şapel; Papa IV. Sixtus için 1477 ile 1481 yılları arasında yaptırılmış, Vatikan ve Roma başta olmak üzere dünyanın en değerli sanat eserleri bulunuyor ayrıca Roma’nın en önemli sanatsal hac yeri. Aralarında Botticelli’nin de olduğu, dönemin en büyük sanatçıları tarafından boyanmış ve tavan fresklerini Michelangelo, Papa II. Julius için 1508-12 arasında yapmış. Bu tavan için Michelangelo, özel bir iskele üzerinde 4 yıl boyunca sırt üstü yatarak tek başına çalışmış ve Hz. İsa’nın atalarının, peygamberlerin, kâhinlerin ve oluşumla ilgili sahnelerin tasarlandığı fresklerle portreler yapmış. Tavanda yer alan Adem’in Yaratılışı sahnesi dışında; Adem ve Havva’nın Bilgi Ağacı’ndan yasak meyveyi tatmaları ve cennetten kovulmalarının anlatıldığı İlk Günah, Libya Kâhini ayrıca Güneşin ve Ayın Yaratılışı sahneleri betimlenmiş. Bunların haricinde Aziz Petrus Bazilikası, Papanın çeşitli ayin ve vaftiz törenlerine katıldığı ayrıca kardinallerin yeni papayı seçerken oy kullanmak için toplandığı bir merkez. Halen aktif olarak dini hizmet veriyor ve Papa seçiminin sonucunun bildirildiği beyaz duman ya da siyah dumanın çıktığı baca da burada bulunuyor. Eğer Vatikan Müzeleri’nde göreceğiniz tüm noktaları söyleyecek olursak bunlar; Pinecone Avlusu, Chiaramonti Galerisi, Braccio Nuovo, Pio-Clementino Müzesi, Sekizgen Avlu, Heykeller Galerisi, Belvedere Torso, Yuvarlak Salon, Sala e Croce Greca, Gregoryen Mısır Müzesi, Gregoryen Etrüsk Müzesi, Candelabra Galerisi, Kağıt Galerisi, Harita Galerisi, Sala Sobieski, Raphael’in Odaları, Constantine Salonu, Heliodorus Odası, Segnatura Odası, Borgo Yangını Odası, Sala dei Chiaroscuri, Cappella Niccolina, Appartamento Borgia, Sistine Şapeli, Freskler, Tavan, Kıyamet, Apostolica Vatikan Kütüphane Müzesi, Pinacoteca Vatikan, Gregoryen Profano Müzesi ve Pio Cristiano Müzesi. Eğer yeterince vaktiniz yoksa mutlaka görmeden çıkmamanız gerekenler; Sistine Şapeli, Raphael’in Odaları ve Gregoryen Etrüsk Müzesi.

   

Vatikan Bahçeleri: Son olarak Vatikan’da görmeniz gereken diğer nokta Vatikan Bahçeleri. Bu bahçeler, Vatikan şehrinin içerisinde bulunuyor ve 23 hektarlık alanı ile şehrin yarısından fazlasını oluşturuyor. Çok güzel kokan eşsiz bir bitki çeşidine sahip ve mutlaka vakit geçirmeniz gereken bir bölge.

Biletler Nasıl Alınır? : Vatikan’a girmek için tahmin edeceğiniz üzere bilet almanız gerekiyor ancak önemli olan bileti nasıl alacağınız. Eğer bileti gittiğimde gişeden alırım diye düşünüyorsanız yüzlerce kişiden oluşan kuyruğa girmeniz gerekir ve saatlerce kuyrukta beklersiniz o yüzden sıra beklemek istemiyorsanız biletinizi online olarak satın almanız gerekiyor. Online bilet alırken kendinize bir tarih ve saat belirliyorsunuz, belirlediğiniz zaman aralığında gidip direkt giriyorsunuz böylece hem biletinizi daha ucuza almış oluyorsunuz hem de sıra bekleme derdinden kurtuluyorsunuz. Biletimi gişeden almak istiyorum ama sıra beklemek istemiyorum diyorsanız da kapıda göreceğiniz tur şirketlerine ekstra 15 Euro vererek, onlar aracılığı ile sıra beklemeden içeriye giriyorsunuz. Biletler gişede 16 Euro’ya satılıyor ayrıca içeriye büyük çanta ve açık kıyafet ile giremiyorsunuz o yüzden kapıda satılan şallardan alabilirsiniz.

Castel Sant’Angelo: Roma şehrinde, Aziz Petrus Meydanı’nın hemen karşısında bulunan ancak Roma sınırları içerisinde kalan ve kesinlikle görmeden şehirden ayrılmamanız gereken en önemli yapılardan birisi Castel Sant’Angelo yani Angelo Kalesi. Bu kale, M.S 139 yılında Hadrianus ve ailesinin mozolesi olarak yapılmış ancak daha sonra İmparator Aurelianus’un yaptırdığı kent duvarlarına dâhil edilerek Ortaçağ’da kaleye dönüştürülmüş. Böylece siyasi karmaşa dönemlerinde papaların ikametgâhı olmuş. Bir efsaneye göre ise Papa Büyük Gregorius burada Melek Mikail’i görmüş. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan uzun süre bu kalede esir tutulmuş. Gerçekten de tarihte çok önemli bir yere sahip. Kalenin altında; 1227 yılında kale ile Vatikan arasında inşa edilen, Vatikan Sarayı’ndan Castel Sant Angelo’ya dek uzanan ve tehlike anında Papa’nın kaçış güzergâhı olması planlanan Vatikan Koridoru adında bir gizli geçiş bulunuyor. Kale içerisinde ayrıca Museo Nazionale di Castel Sant’Angelo yani Angelo Kalesi Ulusal Müzesi yer alıyor ve müze içerisinde bulunan Sala delle Urne bölümünde, ölü küllerinin saklandığı kapları görebilirsiniz. Kalenin merkezinde bulunan ve kaleyi boydan boya kat eden VI. Alexander Merdivenleri’ni ayrıca Perino del Vaga ve Pellegrino Tibaldi’nin freskleriyle süslenmiş olan Sala Paolina’yı da mutlaka görmelisiniz. Kalenin tepesinde bulunan Terrazzo dell’Angelo yani Melek Terası’nda, Vatikan ve Tiber Nehri manzarasını izleyin. Terasta yer alan bronz melek heykeli, 18. Yy. Flaman heykeltıraşı olan Pieter Verschaffelt’e ait. Kalenin önünde göreceğiniz Ponte Sant Angelo yani Hadrian Köprüsü ise yan yüzeyleri traverten olan, Tiber Nehri’nden 3 kemer ile geçen ve dünyanın en bilindik, en güzel köprülerinden birisi. Kalenin giriş ücreti 5 Euro.

Trastevere: Roma şehrinde ayrıca ismini Tiber Nehri’nin diğer tarafında ki konumundan alan ve şehrin en görülesi semtlerinden birisi olan Trastevere’yi de mutlaka görmeniz gerekir. Roma’nın bu bohem semti; dar sokaklarında yürümekten keyif alacağınız, yerel restoranlarda çok lezzetli pizzalar yiyebileceğiniz, butik kafelerde hayatınızın en güzel espresso ve cappucinolarını içebileceğiniz ayrıca sokak sanatçılarını izleyebileceğiniz şirin mi şirin, huzur dolu bir semt. Burada kurulan pazara denk gelirseniz mutlaka alışveriş yapın çünkü çok taze meyveler sebzeler ve nice farklı yiyecekler satılıyor.

Roma Hakkında Faydalı Bilgiler;

Roma Pass Card: Eğer Roma’da çok fazla müze gezecek ve toplu taşıma kullanacaksanız mutlaka şehir kartı alın çünkü müzeler gerçekten çok pahalı, kart 2-3 müzede kendini amorti ediyor. Roma Pass Card’ı; Termini’den, havaalanından ya da herhangi bir turizm ofisinden satın alıyorsunuz, üzerine adınızı soyadınızı ve kullanmaya başlayacağınız tarihi yazıyorsunuz, kart ilk girdiğiniz müzede ya da ilk bindiğiniz toplu taşımada aktif hale geliyor ve 3. günün gece yarısına kadar kullanabiliyorsunuz. Bu kart ile gireceğiniz ilk 2 müze ücretsiz ve diğer müzelerde de sıra beklememe imkânı sağlıyor o yüzden ilk 2 noktanızı dikkatli seçmeniz lazım. Bunlardan ilki şüphesiz Kolezyum ve Roma Forumu olmalı çünkü hem bileti pahalı hem de kapısında yüzlerce insanın oluşturduğu bir kuyruk var. Kolezyum ve Roma Forumu’nun bileti kombine olarak satıldığı için ikisine birden tek hakkınızı kullanarak gireceksiniz. İkinci ücretsiz hakkınızı da Angelo Kalesi için kullanabilirsiniz. Roma Pass ile 3 gün boyunca tüm ulaşım araçlarına ücretsiz biniyorsunuz ve paketin içerisinden 1 adet harita ile şehir broşürü çıkıyor. Roma Pass Card ücreti 36 Euro.

1- Roma’da gezilecek noktalar birbirine yakın konumda ama elbette 1-2 günde gezip bitiremezsiniz o yüzden rotanızı bölün ve rahat rahat gezin. Bazı noktalar haricinde toplu taşımaya ihtiyaç duymayacak, yürüyerek gezeceksiniz ki zaten Roma’nın tüm sokakları görülmeyi hak ediyor.

2- Roma genel anlamda pahalı bir şehir o yüzden hesabınızı iyi yapın özellikle yeme-içme, konaklama ve müze girişlerini iyi hesaplayın.

3- Toplu taşıma araçlarına biletsiz binmenin cezası 100 Euro, dikkat edin. 

4- Roma’nın şebeke suyu içilebilir durumda o yüzden para verip de su satın almayın, herhangi bir musluktan doldurup içebilirsiniz. İtalya’nın her şehrinde, birçok köşe başında çeşme görebilirsiniz, suları çok lezzetlidir gönül rahatlığı ile içebilirsiniz. Şişe su almak isterseniz küçük su 2 Euro.

5- Roma’da ulaşım için taksi kullanmayı düşünürseniz inanılmaz pahalı haberiniz olsun. Taksimetre 6 Euro ile açılıyor ve her kilometrede 1.2 Euro ekleniyor.

6- Çantanızı bırakmak isterseniz; Termini’de bulunan locker’ın ilk 5 saati 6 Euro ve devam eden her saat için 0.90 Cent ekleniyor, havaalanında bulunan locker ise 24 saat için 6 Euro. Eğer buralara bırakmak istemezseniz Termini civarında özel luggage şirketleri var onlara bırakabilir ya da Termini civarında bulunan hostellerin luggage bölümüne küçük bir ücret karşılığında bırakabilirsiniz. Çanta bırakmaya verecek param yok diyorsanız, Termini’nin karşısındaki İstanbul Kebab başta olmak üzere tüm kebapçılardan rica edebilirsiniz.

7- Dışarıda sabahlamayı düşünüyorsanız, Termini ve civarı çok tekin bir bölge değil o yüzden şansınızı Fiumicino Havaalanı’ndan yana kullanın derim.

8- Roma’da tüm müzelerde, meydanlarda, tren garında ve havaalanında wi-fi var aklınızda bulunsun.

9- Bilet alacağınız yerlerde öğrenci indirimi istemeyi unutmayın. Isic kartınız yanınızda olsun yoksa Türkiye öğrenci kimliğinizi kullanın. Hangi ülkede okuduğunuzu sorarlarsa Yunanistan falan deyin zira AB üyesi olmayan ülke vatandaşlarının öğrencilerini öğrenciden saymayabiliyorlar.

10- Ucuz market ararsanız; Aldi, Lidl, Conad ve Eurospin. En iyisi Eurospin aklınızda bulunsun. Ayrıca Roma’da bulacağınız en hesaplı marketlerden birisi de Termini’nin hemen altında bulunan süpermarket, değerlendirin.

          

11- Kahvaltı için Subway’den büyük boy sandviç yaptırın, ikiye böldürün ve yarısını sabah yarısını öğlen yiyin ki iki öğünü de aradan çıkarmış olun. Isic kartınızı gösterin ve öğrenci indirimi isteyin. 

12- Roma’ya kadar gitmişken çok da uzak olmayan Pisa’ya da günübirlik gidebilirsiniz.

13- Roma’ya gitmeden önce en az 1 kere ‘Aşk Çeşmesi’ ‘Roma’ya Sevgilerle’ ‘Roma Tatili’ ‘Ye Dua Et Sev’ gibi Roma’da geçen herhangi bir filmi, Ben-Hur ya da Gladyatör filmini, bir de Melekler ve Şeytanlar filmini mutlaka izleyin. Dilerseniz 2 sezonluk Rome isimli diziyi de izleyebilirsiniz. Örnekler çoğaltılabilir.

14- Eğer maddi durumunuz imkân sağlıyorsa mutlaka Vespa kiralayın ve motosikletle Roma turu atın, motosiklet olmazsa da bisiklet kiralayabilirsiniz.

15- Roma’da panaromik şehir turu yapmak isterseniz hop-on hop-off otobüslere binmenize gerek yok, 64 numaralı şehir içi otobüse binerseniz birçok tarihi noktayı görürsünüz.

16- Roma’nın yankesicilerinin bir yarısı Termini’de diğer yarısı da İspanyol Merdivenleri’nde takılıyor o yüzden buralarda azami dikkat gösterin. Telefonunuzu, paranızı ya da çantanızı kaptırmayın.

17- Roma’da akşamları kesinlikle otelde ya da hostelde vakit geçirmeyin, önemli yapıları ve sokakları bir kerede gece görün.

*Roma’da kaç gün kalınmalıdır derseniz, minimum 3 gün kalınmalıdır ama 4 gün kalıp rahat gezilmelidir. Eğer Vatikan’ı da hakkı ile gezmek istiyorsanız en az 7 gün kalmanız gerekiyor.

Yorumlar